0212 612 00 00
0212 612 00 00

SEREBRAL PALSİ

Serebral palsi (SP); henüz gelişimini tamamlamamış beyindeki  bir hasar sonucu meydana gelir ve erken çocukluk dönemindeki engelliliğin en sık nedenidir. Oturma, ayakta durma, yürüme gibi motor fonksiyonlarda bozukluk, kaslarda istemsiz kasılma (spastisite) ve eşlik eden çeşitli bulgularla karşımıza çıkar.

Her 1000 canlı doğumda 1-3 olguda SP görüldüğü bildirilmektedir. Nedeni tam olarak bilinmemektedir, ancak bazı risk faktörleri tanımlanmıştır. Erken doğum ve düşük doğum ağırlığı en önemli risk faktörüdür;  doğum haftası ne kadar erken ve doğum ağırlığı ne kadar düşükse risk o kadar büyüktür.

Bebeklik döneminde baş, kol ve bacaklardaki anormal hareketler, spastisite ve    reflekslerde bozukluk olarak ilk bulgular gözlenebilir.  Bebek büyüdükçe  baş tutma, dönme, oturma, emekleme, yürüme gibi motor fonksiyonlarda gecikme ortaya çıkabilir. Klinik tablo hastadan hastaya çok değişkenlik gösterir; çok hafif, sadece muayene ile farkedilen bulgular olabileceği gibi çok ağır tablolar da görülebilir.

Tanı klinik bulgularla konabilir. Ancak tanının netleştirilmesi ve ayırıcı tanı için kraniyal ultrasonografi ve/ veya MR ile nöro-görüntüleme mutlaka yapılmalıdır.  SP’li çocukların %80-96’sının  kranial MR’ında patolojik bulgular  saptanır; en sık görülen  bulgu periventriküler lökomalazidir.

Serebral palsi reahabilitasyonunda temel hedef, ayakta durma, yürüme gibi motor fonksiyonları mümkün olan en iyi duruma getirmek, komplikasyonları önlemek ve hastanın yaşam kalitesini artırmaktır. Beyindeki hasar değişmese de çocuk büyüdükçe klinik tablo değişiklik gösterebilir. Bu nedenle SP’li hastalar düzenli olarak bir rehabilitasyon hekimi tarafından izlenmeli ve karşılaşılan problemlere göre tedaviye yön verilmelidir. Eklemlerde kısıtlılık,  dislokasyon gibi komplikasyonları önlemek ve hareket kabiliyetini artırmak için fizyoterapiye erken dönemde  başlamak gerekir. Klasik germe, güçlendirme egzersizleri yanında dönem dönem duyu bütünleme, zorunlu kullanım tedavisi, at binme terapisi, elektroterapi  gibi farklı yöntemler  de rehabilitasyon  programına eklenebilir.

Bazı hastaların  AFO ve benzeri yardımcı cihazlara ihtiyacı olabilir. Uygun seçilmiş ortez ile  yürümenin daha az enerji harcayarak ve daha fonksiyonel olarak sağlanabildiği gösterilmiştir.

Spastisitenin yoğun olduğu hastalarda  ağızdan ilaç tedavisi veya bölgesel botulinum toksin (botoks) enjeksiyonları kullanılabilir. Bir nörotoksin olan botulinum toksin, sinir-kas kavşağında asetilkolin salınımını inhibe eder. Antispastik etkisi 48-72 saattte ortaya çıkar ve 3-6 ay kadar devam eder. Bu süreçte yoğun fizyoterapi ile daha iyi bir etki elde edilebilir. Bu tedavilere rağmen  çözülemeyen problemler cerrahi yaklaşım açısından değerlendirilmelidir. Genellikle tendon gevşetme/ uzatma ve osteotomi gibi ortopedik ameliyatlar yapılır. Selektif dorsal rizotomi, spastisitede rol oynayan sinir köklerinin kesildiği bir operasyondur. Geri dönüşü olmayan bir girişim olduğundan hasta seçimine çok dikkat edilmelidir.

Kaynaklar:

  1. Bax M, Goldstein M, Rosenbaum P, Leviton A, Paneth N, Dan B et al. Proposed definition and classification of cerebral palsy, April 2005. Dev Med Child Neurol. 2005;47(8):571-6.
  2. Yang H, Einspieler C, Shi W, Marschik PB, Wang Y, Cao Y et al. Cerebral palsy in children: movements and postures during early infancy, dependent on preterm vs. full term birth. Early Hum Dev. 2012;88(10):837-43.
  3. Aisen ML, Kerkovich D, Mast J, Mulroy S, Wren TA, Kay RM et al. Cerebral palsy: clinical care and neurological rehabilitation. Lancet Neurol. 2011;10(9):844-52.
  4. Trost JP. Clinical Assessment. In: Gage JR, Schwartz MH, Koop SE, Novacheck TF, editors.The Identification and Treatment of Gait Problems in Cerebral Palsy. 2nd ed. London:Mac Keith Press;2009.pp 181-204.